Robotların ruhu var mı? Kodlanabilir mi?

Robotların ruhuyla mı yaşıyoruz? Robotlara ruh kodlamak mümkün mü ?

Robotların ruhu var mı

Robotların ruhu var mı? Bu yazıda genel anlamda bildiğimiz ruh kelimesini ele almıyoruz hayır. Robotlara kısmen ruh katan yazılım ve donanımın bileşeninden bahsedeceğiz. Robot nedir? İnsansı metal parçalar mı yoksa onu oluşturan yazılım mı? Peki ya mutfak robotu nedir? İnsana benzemediği halde robot diyoruz da! Ama o durum biraz fazla istisna değil mi? Margarin’e sana yağ demek gibi bir şey oluyor. Genel olarak robot deyince beklentimiz insansı robotlardan yana oluyor. Bizim yerimize geçmeye aday değilse o zaman robot sayılırlar mı bizim için? Sanırım pek değil.

Tüm elektronik cihazlar robot mu?

Robotların ruhu var mı başlıklı bu yazımı, elimizdeki telefonlardan tutunda evdeki basit kaset veya CD çalarların bile kısmen robot olduğunu söylemek için yazdım. Konuya direk girelim. Bütün yazılımlar, bedeni olmayan bir robottur ve hatta kendileri bedensiz de çalışabilirler. Çünkü yazılımlar, robot demeye alışık olduğumuz ve günümüzdeki insansı zeki robotları da yöneten asıl robotlardır. Yazılımlar hareket mekanizmasından bağımsız veya bağıntılı olarak çalışabilir. Robotluk bazında yazılım, robotik bedene sahip olmadan anlam teşkil etmeyen bir bütünün önemli soyut tarafıdır. Bir robota ne kadar çok mekanik kabiliyet eklerseniz, o derece çok yazılım eklemeniz gerekmekte. Bu bağlamda bütün yazılımlar mekanik robotların ruhudur diyebiliriz.

Cep telefonunuz da, bu yazılımları bir arada tutan basit bir robottur. İçindeki işletim sistemi ise yine bir yazılım olup telefonunuzun ruhudur. Ayrıca denebilir ki; yüklediğiniz tüm uygulamalar cihazınızın kabiliyetlerini geliştiren değişik zeka seviyesindeki ruhlardır. Bunlar, telefonunuzun ana işletim sisteminin haricinde, kendi başına başka işler becerebilen ruhlardır. Bu ruhlar telefon denen makinenin içinde, ana ruhla birlikte yaşarlar.

Robotların ruhu var mı olma durumu!

Peki her mobil cihazdaki her uygulamanın birer bedeni olsaydı nasıl olurdu? Aslında olmazdı, olsa da gereksiz olurdu. Gerekli olması için telefon üstündekinden daha fazla mekanik donanıma ihtiyaç duyardı. O zaman telefon olmaktan çıkardı. E tabi günümüzdeki cep telefonları zaten tek başına telefon olmaktan öteye geçti. Örneğin, 90’larda kaset çalarlar ve mp3ler vardı. Prensipte bu cihazlar günümüzde yüzüne bile bakmadığımız, telefonumuzdaki basit bir ses oynatıcısının ruhunun yansımasıydı. Bu bağlamda evlerimizdeki gelişmiş ses sistemleri veya diğer cihazların hepsi, bedeni olan yazılımlardır. Bunun en gelişmiş örnekleri ise akıllı televizyonlar. Çünkü televizyonlar eskisine göre çok daha fazlasını yapan ve çok daha gelişmiş yazılımlara sahip donanımlardır . Nerden baktığınıza göre bu cihazların tümü için robot demek mümkün. Bu robotlar kısmen basit görevleri yerine getirebiliyorlar. Ancak beklentilerimiz çerçevesinde robot dememiz için yeterli değiller!

Akıllı cihazlara robot diyebilir miyiz?

Telefonlarınızdaki oyunların ruhu ise biraz daha farklı. Hatta ruhlar birliği (yazılımlar bütünü) demek daha doğru olur. Çünkü bu oyunlar da, Playstation, Xbox gibi kendi bedenine sahip olan abilerinin yaptığını taklit ediyor. E tabi burada devreye zevkler giri verebilir. İyi bir Playstation tutkunu birisini, telefon oyunuyla mutlu etmek zordur. Kaliteli müzik dinleyeni ise pahalı ses sitemlerinden başkası mutlu edemez. Ancak robotların bedeni çok hızlı evriliyor. Örneğin bir telefonu 4k çözünürlüğe sahip bir TV’ye bağladığınızı düşünün. Çoğumuz için daha büyük bir ekrandır. Ancak buradaki farkı için gerçek bir oyuncunun söyleyecekleri esastır.

Aynı şekilde telefonunuzdan çıkan sesi kablolu veya kablosuz bir kulaklığa veya iyi kalitede bir hoparlöre bağladığınız zaman yine dev kalitede sesler elde edebiliriz. Ama yine bunun farkını da profesyonel Hi-Fi sistemlerde müzik dinleyen bir kulak fark eder. Yani demem o ki; Bir oyun makinesi (robotu) sadece oyun için vardır ve buna odaklı güçlü donanım ve işlemcileriyle profesyonelleri memnun eder detaylara sahiptir. Prensipte telefondakilerle aynı şeylerdir. (Tamamen farklı olan detaylarını sadece oyun uzmanlarıdan dinlemek gerekir)

Robotların ruhu mobil cihazlarımızda olabilir mi?

Bu ve benzeri her türlü ‘profesyonel cihazlarla’ ‘telefonların bunları yapabilmesi arasındaki’ fark, gittikçe kapanıyor. Yani artık müzik seti veya oyun konsolu çok gerekli değil. Tabii ki yukarıdaki paragrafta bahsettiğim kullanıcılardan değilseniz! Ancak yine de, telefonunuzdan, kalkıp çamaşır yıkamasını beklemezsiniz değil mi? Bunu çamaşırları kendi elinizle içine yerleştirdiğiniz çamaşır makinesi robotundan bekleriz 🙂 ama çamaşır makinesi de yazılımla çalışır ve yine basit bir robottur. Ancak bizim için yine tam olarak robot sayılmazlar, çünkü çamaşırı kendi toplayıp, yıkayıp, asıp, kurutup vermiyor. Öyle bile yapsa robot demek için yeterli mi? Şekline şemaline göre durum değişir. Ancak günümüzdeki modelleri, sen sadece bana getir, yıkarım kuruturum veririm diyor ki bu bile fena değil! Katlayıp kaldırma işini yine bize yapıyorsak bizim için halen robot değildir. Şu alttaki videoya bir bakın lütfen.

Bence ya biz robot kelimesinin ne olduğunu tam olarak bilmiyor ya da bir robottan çok şey bekliyoruz. Bir kadın için ev işlerini yapan hizmetçi, bir iş adamı için sekreter gibi bir şey olana kadar onlara robot diyemiyoruz. Ancak bu robotların ruhuyla yaşıyoruz ve basit anlamda robotların ruhu var diyebiliriz. Günümüzde ulaşılabilen en akıllı robotlar ise muhtemelen sürekli örnek verdiğim cep telefonlarıdır. Yani ilk çıktığında yapabildikleriyle günümüzde yapabildikleri arasında dağlar kadar farklar var.

Özetleyecek olursak telefonlar, televizyonların, oyun konsollarının, kameraların, fotoğraf makinelerinin, mektup gönderme araçları ve tüm yazışma işlerinin, gerçekten gelişmiş ve iyi birer alternatifi haline geldiler. Ve tabi yine her zaman olduğu gibi bunula da alakalı söyleyecek çok şey var diyorum ve konuyu robot ve ruh ikilisine bağlayarak devam ediyorum. Lütfen yazının bir bütün olarak kesinlikle kişisel bir blog olduğunu ve özellikle devamı için herhangi bir uzmanlığım olmadığının altını çizmek isterim. Ve tanımların göreceliliğini lütfen araştırınız. Çünkü konu ‘ruh ve madde’ felsefesine kadar gidebilir.

Robotların ruhu var mı? bunu ne belirliyor?

Buraya kadar olanlar bildiğimiz şeyler. Şu aşamada ulaşılır olan bu elektronik cihazların hiç biri robot demek için yeterli değil. Çünkü günümüzde robot kelimesini sadece insansı robotlar için kullanıyoruz. Bostondynamics firması günümüzdeki en gelişmiş robotları üretiyor. Üstelik tamda beklediğimiz gibi insanın yapacağı tüm işleri yapabiliyorlar. Üstelik bu robotlar savaşır veya can kurtaran robotu olarak hayat bile kurtarabilirler. Şu videoya bakın. Şirketin atlas isimli robotu iş başında. Ve bu daha başlangıç!

Bunun yanı sıra Honda’nın Asimo model robotu yine muhteşem bir örnek. Üstelik Bostondynamics’in ürettiği Atlas modelli robota göre hem çok daha şirin, daha işlevsel ve iletişim kabiliyeti olan bir robot. Hareketlerindeki detaylar ise insanlarınkine bir hayli yakın. Ama yine de her iki modelinde birer oyuncak, makine olduğu ortada…

Özellikle Sophia ile karşılaştırıldıklarında Atlas ve Asimo’nun birer oyuncak gibi görünmeleri çok normal. Çünkü iletişim konusunda çok daha gelişmiş bir robot olan Sophia özellikle insansı olmak için tasarlanmış çok uç bir model. Elbette Sophia sadece bir prototip ve tam olarak bir bedene sahip değil. Ancak yazımızın başından beri aradığımız robotların ruhu var mı sorusunun cevabına en yakın robot yine Sophia.

Robotların ruhu varmış gibi hissetmemizi sağlayabilirler mi?

Aşağıdaki videoda dünyanın en ileri yapay zekasına sahip Sophia’yı daha önce görmüş olabilirsiniz. Sophia çok ileri bir model ve yazılım teknolojilerinin en ileri ürünlerinden bir tanesi. Yer yer, Google Asistanı veya Apple’ın Siri’sini andırsada onlara göre gerçekten çok daha ileri bir yazılım. Ayrıca insansı bir görünüşü var.

Robotların ruhu asla bir insanın ruhu gibi olamaz diye düşünmekte haklılık payımız var. Çünkü söz konusu ruh olunca beklenti çıtası doğal olarak tavan yapıyor. İnsan karar mekanizması ne kadar insansı görünürse görünsün veya ne kadar akıllı olursa olsun, en insansı makineyi bile ayırt etmeke ustadır. Aslında olayların ipinin kopma noktası tam da bu nokta! Çünkü yazılım teknolojisi gerçekten çok hızlı gelişiyor. Ancak yine de bizim zamanımızda bizi şaşırtacak türde bir insansı robot beklemek çok akıllıca olmaz. Bir ruhu, kişiliği varmış gibi hissetmemizi sağlayabilen makineler şimdilik sadece bilim kurgu filmlerindeler.

Robotların ruhu olduğuna inandıran en iyi 2 film

Artificial Intelligence (Yapay Zeka)

Başlı başına robotların ruhunu ve kişiliklerini hedef alan en iyi ilk film 2001 yapımı Steven Spielberg imzalı bir başyapıt. İzlemeyenlerdenseniz mutlaka izlenmesi gereken bir film olduğunun altını çizmek isterim. Bize gelecekteki olasılıklar için gerçekten fikir veriyor. Robotların ruhu olduğuna sonuna kadar inanacağınız bir bilim kurgu drama türü.

Blade Runner 2049

Harrison Ford’un az ama öz oyunculuğuyla ancak çoğunlukla başrolde kimin olduğunun anlaşılmadığını izleyince anlayacağınız gerçekten şaşırtıcı derecede güzel bir film. Bu yazıya en iyi örnek temsil edecek ikinci film sırasında. Ve gerçekten artık bir robotun ruhtan çok daha ötesine gittiğini anladığınızda şok edecek düzeyde. Türün meraklılarındansanız mutlaka izleyin.

Kuantum bilgisayarlarına mı ihtiyaç duyuyoruz?

Yazının bundan sonrasının, kesinlikle bilgi birikimimi aştığını söylemek isterim. Çünkü ne kuantum bilgisayarının ne olduğu, ne de neler yapabileceği aslında çok net değil ama bir çok açıklayıcı video veya yazı görmek mümkün. Evet kuantum fiziği diye bir bilim var fakat bunun fiziksel boyutta makineleştirilmesi, yani bir bilgisayara dönüştürülmesi meselesinin, ne olduğu aslında tam olarak net değil. Google ve IBM bu konuda yarış halindeler. Yani birden fazla deneme söz konusu ve mühendislerin yaptığı en iyi örnekler şu videodaki gibi. Ve bir çok sorunun yanıtını videoda dinleyerek alabilirsiniz. Ama buradaki söz konusu bilgiler bir çoğumuzun dinleyerek anlayabileceği bir bilgi bütünü değil. Yani konumuzla alakalı olarak robotların ruhu olması için kuantum bilgisayarlarına mı ihtiyaç duyuyoruz sorusunun da cevabı çok net değil.

Robotlar ve ruh

Yukarıdaki paragrafların birinde de değinmeye çalıştığım gibi, ruh olgusunu anlamak başka mesele… Ama her insan ruh nedir kısmen bilir. Konuyu çok dağıtmamak adına yazının başından beri bahsettiğim robotların ruhu meselesini yazılıma bağlayarak ilerlersek çok daha somut bir konu üstünde daha çözüm odaklı ve daha rasyonel bir ilerleme sağlayabilirz. Aksi halde felsefi veya bilimsel anlamda konuyu inceleyemeyiz ve konu çöker.

Ruh olgusunu basitleştirelim

Yazılımları birer ruh olarak görmek, iyi bir anlama sağlamak için şimdilik en basit örnek olacak. Ve yukarıda da bahsettiğimiz gibi yazılım mühendisliğinde en gelişmiş robot Sophia dedik ve hiç de fena sayılmaz. Peki konuyu neden kuantum bilgisayarlarına bağladım? Yukarıdaki videoda da izlediğiniz üzere kuantum bilgisayarlarıyla olasılıkları anlamasak da yapılabilecekleri hayal edebiliyoruz. Kuantum bilgisayarlarının hesaplama gücü hayal gücünün ötesinde. Sıradan bilgisayarların çalışma mantığını bile doğru düzgün bilmeyiz ve bunun için mühendis olmak gerekir ama biz genel olarak bilgisayarların kendilerine ve yapabildiklerine bakar ve bunu anlarız. Yani sonucu anlamamak mümkün mü ? Tabiki de değil. Sonuç dediğimiz şey ‘bilgisayar’ işte! Ancak Sophia vb robotların aslında birer bilgisayar olduklarını ve anlama ve anlatabilme kabiliyetlerinin olası en ileri teknolojiyle, programcıların, kodlama kabiliyetleri ve bilgisayarların işlemci gücünün bir sonucu ortaya çıktığı aşikar.

Yazılım teknolojilerini iyi anlamak yardımcı olabilir

Yazılım teknolojilerini çok iyi anlamak bizim işimiz değil elbette. Ancak bir robota nasıl davranacağını yazılım ile anlatabilirsiniz. İşin ilginç yanı işlemci ve yazılım teknolojisi hızla gelişiyor ve sonucu öngörmek asla mümkün değil. Ulaşabildiğiniz tüm teknolojilerin en basitinde bile kod satırlarını görürsünüz. Şimdi tamda burada donanım ve yazılımın bir bütün olduğunu daha iyi anlıyoruz. Örneğin Asimo veya Sophia nasıl davranması gerektiğini insanların programladığı kodlarlarla bilirler. Ve şu aşamada bir insandan daha bilgili olsalar da bunu eriştikleri veri havuzundan yani internetten sağlarlar. Yani bizim beynimizde depoladığımız bilgiyle alakası yoktur. Yakın gelecekte insandan daha bilgili daha güçlü daha dayanıklı olmalarının ardında yatan makine olmalarının kendilerine kattığı basit bit avantajdır. Yani özünde asla bir insan kadar zeki değiller ve olmalarını beklemiyoruz.

Sürücüsüz araçlar robot teknolojilerine emsal teşkil eder mi?

Sadece insansı robotlar değil, elektrikli akıllı arabalar veya benzeri tüm akıllı teknolojilerin nasıl davranması gerektiğinin altında yatan yine yazılım mühendisliğidir. Yani bütün bu cihazlara basit bir ruh yüklenir ve hep aynı görevi yapmaya programlanmışlardır. Şu sıralar yazılım üretebilen, yani kod satırı yazabilen başka yapay zeka yazılımları söz konusu olsa da bu üretim, insanların verdiklerinden öteye gitmiş değildir. Fakat bu bahsettiğimiz durum da yakın zamanda değişiklik göstermiş.

Yapay zeka ayaklanıyor mu?

2018 yılında Facebook’un kurucusu Marc Zuckerberg bir yapay zeka yazılımı veya yazılımları üretmişler. Bu yazılımlar başlangıçta birbiriyle İngilizce yazışarak iletişim kurmuşlar. Araştırmacılar bu süreçte yazılımların kendi aralarında insana özgü ‘pazarlık etme’ ‘blöf yapma’ gibi bir iletişim geliştirdiklerini de farketmişler. Daha sonradan kendilerini kendi içlerinde geliştirip İngilizceyi bırakıp anlaşılmaz bir dilde konuşmaya başlamışlar…. Bunun üzerine programın fişi çekilmiş… Bu haberin ardından uzun bir süre düşündüm… Yani düşünmemek elde değil çünkü insan merak ediyor ve cevaplanmamış bir çok detay var burada ve bizlerin bu cevaplara ulaşmasına emin olun izin vermezler. Ne yani yazılımlar kendi kendini geliştirip insan ırkı için tehlike arz edecek bir bütüne dönüşüp ayaklanabilir mi? Şimdilik kulağa ütopik gelse de maalesef olasılıklar dahilinde ama tam olarak kimsenin bilgisi dahilinde değil.

Daha basit düşünelim! Yukarıdaki haber belki sadece spekülasyon için yapıldı belli mi olur? İnsanın verdiğinden daha ötesine gitmesini beklemediğimiz yazılımlar değil mi bunlar? Nasıl oluyor da böylesi şeyleri başarabiliyorlar? Yani alışık olduğumuz zeka kavramını kodlamak nasıl mümkün olabilir? Bunu muhtemelen iyi bir yazılımcı basitçe anlayabilir ve anlatabilir ama her daim olgunun arkasında yatan şeyin kod satırlarından ibaret olduğunu bilir ve buna anında müdahale edebilir.

Japon işi mi yazılımcı işi mi ?

Bir yazılımcı, düşünebilen bir yazılımı kodlayabilir mi? Yani yazılımı ruhu varmış gibi davranmaya kodlamak mümkün mü? Yani madem her şey kodlama da saklı ve kodlar kendi içlerinde, bir bedene çok ihtiyaç duymayan bir bütün olabiliyorlarsa, ne kadar ileri gidilebilir? İnsan zekasını veya kişiliğini kodlamak mümkün mü ? Günümüz bilgisayarlarının işlemci gücüyle bu zor, ancak Facebook’un sahip olabileceği bir süper bilgisayarın sınırlarını nasıl bilebiliriz? Gerçek olma ihtimalleri insanın kafasını kurcalıyor. Üstelik bu durum, günümüzdeki süper bilgisayarlarla, kimine göre tehlikeli, olası veya müphem bir hale gelmiş ve iddialra göre çok gelişmiş ise, kuantum bilgisayarların işlemci gücüne geldiğimizde Robotların ruhunu kodlayabilecek miyiz?

Konuyla alakalı 2 muhteşem İngilizce kaynak

https://blog.uat.edu/does-this-unit-have-a-soul

http://jmc.stanford.edu/articles/aiphil2/aiphil2.pdf

Güncelleme: 2 Mayıs 2021:

Bu güncellemeyi sevdiğim bir kanaldan bir video ekleyerek yapıyorum. Hem bu yazıda hem de video da anlatılanlar çok örtüşüyor… Dinleyin

Do you love me isimli şarkıda dans eden robotlara ne demeli? Hareketlerine bi bakın dışı insan gibi olsa bizleri kandırmaya yetmez mi sizce? Bu videoyle Boston Dynamics isimli dev firmanın robot sektöründe ne kadar ilerlediğini görebiliyoruz.

Pinokyo kadar şanlı olabilirler mi ?

Geppetto (Pinokyo’nun Babası) odundan bir kukla yaparken onun bir gün ruhu olacağına inanmış mıydı? Pinokyo örneği biraz astronomik veya ütopik bir örnek oldu farkındayım ancak pinokyo zaten saf ve temiz bir ruhun vücut buluşunun trajikomik hikayesidir. Robotlar da Pinokyo kadar şanslı olabilir mi ?

Bir Cevap Yazın